BİR YUNAN TRAGEDYASI: BURAK KOYTAS YAZDI


Eurovision’da Yarı Final’li sisteme geçildiği 2004’ten bu yana, her sene zarftan çıkmayı başaran; bu süreçte birincilik dahil çok iyi sonuçlar alan Yunanistan, bu yarışmanın en başarılı ülkelerinden biri olageldi. Taa ki 2016’ya kadar. Stockholm’de ilk kez Yarı Final’den çıkamayan Yunanistan, performansını cumartesi gecesi sergileyemedi. Yazarımız Burak Koytaş da bundan yola çıkarak, Yunanistan’ın 2000’li yıllar Eurovision tarihine bir göz attı. Bu yıl yaşanan başarısızlığın sebebini, Yunan fanlarla irtibata geçerek araştırdı. Yazıda gelecek yıla dair önemli ipuçları da var. Bu arşivlik incelemeyi, keyifle okumanızı öneririz. 

***

Yarışmadaki ömrüne bizden bir yıl önce, 1974’te başlayan Yunanistan’ın tek birinciliği, 2005 yılında Kiev’de 230 puanı göğüsleyen Helena Paparizou’ya ait. 2001 yılında Antique grubu çatısında bir kez daha yarışmış olan Paparizou, ülkesine 147 puanla üçüncülük getirmişti. Böylelikle Yunanistan’ın en iyi dereceleri olan birincilik ve üç üçüncülükten birisi Paparizou’ya ait olmuş oldu.
Yunanistan ve üçüncülük dediğimizde aklımıza şüphesiz ki Sakis Rouvas geliyor. Eurovision tarihinde birinci olmayıp da, birinci kadar adı bilinen, yarıştığı yıl ve sonrasında bu kadar sükse yapan başka yarışmacı var mıdır, sanmıyorum. Eğer Yunanistan ve Eurovision kelimelerini bir araya getiriyorsak Sakis Rouvas ve Shake It’ın hakkını vererek ondan da bahsetmek gerekiyor diye düşünüyorum. Ama öncelikle Yunanistan’ın, zaman yolculuğuna bir göz atalım. 
Ağırlıklı olarak kendi dilinde yarışan Yunanistan’ı diğer tüm ülkelerden ayıran net bir çizgi var. Etnik yaylı çalgılar.. Bir kaç istisna şarkı dışında herhangi bir Yunanistan şarkısını alıp birkaç ülke şarkısının da olduğu bir liste oluştursanız ve rastgele Eurovision fanı olmayan birine şarkılarla ülkeleri eşleştirmelerini söyleseniz büyük ihtimalle denekleriniz Yunanistan eşleştirmesini doğru yapacaktır. İşte Yunanistan yolculuğunda en sevdiğim özellik bu. Avrupa’nın ve Balkanların bu küçük şımarık kızı her zaman özünden birşeyler kullanarak üretmeye özen gösteriyor.
Yunanistan yolculuğunu incelerken, bana göre süreci Helena öncesi ve Helena sonrası olmak üzere iki bölüme ayırmalıyız. Helena öncesinde biraz daha özgün, şarkıcının kendi tarzında performanslar ve şarkılar karşımıza çıkarken; Helena sonrasında tek tipleşme görüyoruz. Etnik çalgı ve enstrümanların modern pop ile birleştirildiği bir dönem bu. Ağırlıklı olarak hareketli, hızlı tempodaki şarkılarda solistimiz tek başına odak merkezinde dururken çevresinde ona eşlik eden dansçılar oluyor. Helena formülü adını verdiğim bu formülle daha sonra 2007, 2008, 2010, 2012 hatta belki 2009 ve 2013 yıllarında da karşılacağız. Tabii ki bu şekilde performansları farklı ülkeler ve farklı sahnelerde de gördük. Benim dikkati çekmek istediğim nokta şu; Etnik Yunan müziğinin modern popla birleştirilip tek tip bir performansla seyirciye sunulması. Dönüp baktığımızda Helena sonrası dönemin ağırlıklı olarak bu şekilde geçtiğini göreceğiz.
2004 yılında Eurovision ülkemize geldiğinde, Yunanistan’ı evimizde ağırladığımızda Yunanistan bize yıllarca unutulmayacak, Eurovision fanı olmayan insanların bile hatırlayacağı başarılı bir şarkı ve güzel bir performansla misafir oldu. Sakis Rouvas, “Shake It” şarkısıyla birinci olamadı belki ama birinci kadar ilgi gördü, sevildi. Şöyle bir diyaloga gerçekten şahit oldum, Yunanistan Eurovision’da sadece bir kere birinci oldu denildiğinde “evet shake shake diye bir şarkıları vardı, çok güzeldi” diye cevap verdi karşı taraf. Bana göre Sakis Rouvas yarışmayı ülkesine götürememiş olabilir ama başarısı Helena Paparizou’nun başarısıyla kıyaslanabilecek dereceydi.
Evet, dereceydi diyorum çünkü aynı Sakis Rouvas 2009 yılında karşımıza tekrar geldiğinde Shake It’deki enerjik, candan gözüken ve o bizi içine çeken hali yoktu. Tamamıyla formülize edilmiş bir şarkı ve performans sanki belirli notaların üstüne oturtulmuş ve o notalarda kalmasına özen gösterilmişti. Rouvas “This Is Our Night” isimli şarkıyla, 120 puan alıp 7. sıraya oturarak Moskova’dan evine döndü. Bana göre son derece statik, ruhsuz bir performans ve şarkıydı bu. Aldığı puan ve derecenin Sakis’in şahsına özel olduğunu düşünüyorum. Performansı ve şarkısıyla alakalı tek sevebildiğim şey klasik Yunan performanslarının dışına çıkmışlığı ve şov olarak yeni birşeyler denemiş olmasıydı.
Son iki yılda Yunanistan karşımıza Modern Avrupa müziğinin baskın olduğu şarkılarla çıkıyor. Bu konuda Freaky Fortune ve Riskykidd işbirliği olan Rise Up şarkısının gerçekten başarılı olduğunu düşünüyorum. İçinde Balkan ezgileri de bulabildiğimiz bu şarkı, yarıştığı 2014 yılı içindeki hareketli, dans edilebilecek şarkı boşluğunu fazlasıyla kapattı. Bu ikiliyle alakalı en büyük sorun performanstaydı. Yarışmayı televizyondan izleyen bir izleyici olarak Riskykidd’in aldığı her nefesi duymuş; şarkıya nefesinin yetmeyişini ve nefes nefese kaldığında boğulacak gibi olmasına fazlasıyla tanık oldum. Ekran karşısında bu durum beni fazlasıyla rahatsız etti. Bunu yanı sıra performanstaki kopukluk, kamera açılarının olur olmaz yerde seyirciye dönmesi ve ikiliyi yeterli kadar performans içinde göremiyor oluşumuz alınan sonucu doğurdu. Böyle bir şarkı için bana göre yapılabilecek en kötü temsil, alınabilecek en kötü sonuçtu.
 2015 yılında Maria Elena Kiriakou son derece modern, duygusal bir şarkıyla karşımıza çıktı. Fakat gerek ESC sahnesinde gerek müzik kanallarından fazlasıyla aşina olduğumuz bu performans iyi bir sonuç alması için yeterli olmadı. 2006 yılında Anna Vissi “Everything” isimli şarkıyla yarıştığında bana göre Yunanistan’ın o zamana kadar gördüğü en Avrupai alt yapılı şarkısıyla yarışmıştı. Kişisel görüşüm başarılı bir performans, iyi bir şarkıydı ama kazanmak için yeterli değildi. Zaten o zaman böyle bir niyetleri olduğunu da düşünmüyorum. Başarılı bir katılım yeterli olacaktı sanırım. 2015 yılına döndüğümüzde geçen dokuz yılın ardından benzer bir katılım ile tekrar karşımıza çıkan Yunanistan; aradaki sürede böyle alt yapılı şarkılarına herhangi bir yenilik katamadığından 23 puan olarak 19. sıraya yerleşti. Burada şöyle bir dip not vermek isterim. Ne Kıbrıs’tan ne de İtalya’dan 12 puan alamadı. Sanırım durumun ciddiyetini bu yeterince özetler.
Ufak bir dip not ile 2011 yılına, Lukas Yorkas ile Stereo Mike işbirliği olan “Watch My Dance” isimli şarkıya dönmek isterim. Bana göre bu zamana kadar yapılan modernize edilmiş en iyi etnik Yunanistan şarkısıydı. Sırıtmayan, gayet ayarında bir rap, güzel bir alt yapı ve nakaratta buram buram Yunanistan kokan Loucas Yiorkas yorumu. 120 puan alarak Düsseldorf’dan 7. olarak dönen bu ikilinin çok daha iyi bir derece hak ettiklerini düşünüyorum. Yine de ilk on içinde oldukları için mutluyum. Loucas’ın performans içindeki dansını hiç unutmayacağım. Yapılan bir iki ufak hareket bu kadar yakışabilir, bu kadar estetik durabilirdi.
Tüm bunları bir kenara bırakıp günümüze döndüğümüzde Yunanistan’ın “Büyük Hüsran” adını verdiği bir yılda bulunuyoruz. Bu konu biraz hassas olduğundan üzerine iyice araştırma yapıp öyle kaleme dökmek istedim. Zira Yunanistan tarihinde ilk defa yarı finalden çıkamadı. Yunan Alfabesini anlamanın verdiği güçlük sonucu kendimi Yunan fanlarla irtibat kurarken buldum. Böylelikle duygu ve düşüncelerini birinci ağızdan öğrenebilecek ve sizinle paylaşabilecektim. (Hepsine en başta isimlerini açıklamayacağımı söylediğimden isim veremiyorum. Ama bu süreçte yardımcı olan, fikrini beyan eden herkese buradan teşekkürü borç bilirim)
Konuştuğum tüm fanlardan aldığım sonuç aynı oldu. Daha en başından şarkılarını desteklemediklerini ve yeterli bulmadıklarını söylediler. Aslında bir önceki yazımda, Yunanistan incelemesinde de belirttiğim gibi bu sene etnik alt yapının yok denebilecek kadar az olduğu bir yıldı. Bu açığı kapatabilecek ülkelerden biriydi Yunanistan. Fakat her şey sunum şekliyle netleşecekti. Çünkü yarıştıkları birinci yarı finalin ne kadar zorlu geçeceği konusunda daha yarı final ülkeleri açıklandığı andan itibaren mütabıktık. Dolayısıyla finale çıkmak için ciddi bir hak etme durumu söz konusu olacaktı. Maalesef ki Yunanistan, 18 ülkenin yarıştığı birinci yarı finalde 44 puan alarak 16. oldu. Böylelikle Argo grubunun adı da Sakis ve Helena’nın adı kadar unutulmaz olmuştu. Çünkü Yunanistan kendi Eurovision tarihinde ilk defa finalde yoktu.
Peki Yunanistan’ı finale çıkarmayan etken neydi? Performanslar mı kötüydü yoksa şarkı başlı başına mı yetersizdi? Bu sorunun cevabında da konuştuğum tüm Yunan fanlar, şarkının yetersizliği konusunda tek bir ağız olmuşcasına aynı şeyi söylüyordu. Rap kısmının başarısızlığı ve İngilizce kısmın sonradan eklenmiş hali birbiriyle uyumsuzdu ve kulakta güzel bir tat bırakmıyordu. Canlı performanslarına geldiğimizde vokal olarak herhangi bir sorun yoktu. En azından Riskykidd’de yaşadığımız gibi nefes nefese kalma gibi bir durumla karşılaşmamıştık. Fakat işin şov kısmına baktığımızda dağınık ve şarkıya oturmayan bir görüntü vardı. Şarkının ortalarında bizim “horon” diyebileceğimiz kısım için bir fan “giyindikleri kıyafet ve çizmeye çalıştıkları imaj ile yerel Yunan düğünü havası yaratmaya çalışmışlardı ama sahnedeki tedirgin duruşları ve kendilerini şarkıya verememiş olmaları o hissi seyirciye veremedi bile” dedi. Açıkçası yerel düğün oralarda nasıl oluyor bilemiyorum ama tedirginlik konusunda bu arkadaşımla kesinlikle aynı fikirdeyim. İzlediğimde tüm grubun gözlerindeki tedirginlik hissini ben de görebiliyorum. Ayrıca tüm şarkı boyunca salonun reaksiyon konusunda sakin olması ya da herhangi bir şekilde şarkıya dahil olmamış olması da gözlerden kaçmıyor.
Bu durumun sonucunda Yunan fanlar ikiye bölünmüş gözüküyor. Bir kısmı bu sonucun Argo’nun başarısızlığı olarak görürken, diğer kısım bu durumu Yunan delagasyonunun başarısızlığı olarak görüyor. Duyduğum kadarıyla Argo grubu da kendine yönetilen suçlamaları “biz bu kadar kötüysek baştan yollanmasaydık ya da hatalı olduğumuz yönler konusunda olumlu eleştirilerde bulunup geliştirmemize yardımcı olsaydınız” şeklinde cevap veriyor. Türkiye olarak hiç bir zaman yolladığımız bir şarkıdan bu kadar kopuk olmadığımız için açıkcası Yunan fanların Argo için ya da şarkıları için hissettiklerini tam olarak anlayamıyorum. Fakat duyduğuma göre bu durum, yani finale çıkamamış olmaları olumlu bir sonuç yaratmış gözüküyor.
12 yıl önce yarışma İstanbul’dayken Ruslana ipi göğüsleyip bir sonraki yıl herkesi Kiev’de ağırladığında zaferle ayrılan Yunanistan olmuştu. 2017 yılında yarışma tekrar mavi&sarı bayrak altında dalgalanıyor olacak. Finale çıkamamış olmanın verdiği şokla birlikte yarışmanın ciddiyetini bir kere daha anlamış olan Yunanistan, delegasyonu çalışmalarına şimdiden başlamış gözüküyor. Eurovision her zaman bir fısıltı gazetesi olmuştur, bilirsiniz. Önce kulislerde yarışmacının kim olacağına dair isimler belirir, sonra şarkının nasıl olacağına dair bir fısıltı duyarız ve son olarak sahne performansı ve kostümünün nasıl olacağına dair bir fısıltı belirir. Taki o malum hafta gelip Opening Party başlayana kadar her ülkenin yarışmaya dair herşeyi fısıltı gazetesindedir. 
 2017 yılı için fısıltı gazetesi yine iş başında gözüküyor. Uzun süredir müzikal anlamda sesi soluğu çıkmayan ve sesini duymayı gerçekten özlediğimiz Sakis Rouvas, geçtiğimiz hafta “Ola” isimli şarkısını yayınladı. Tam bir Sakis Rouvas şarkısı diyebileceğimiz şarkının devamında bir albüm geleceği dedikodusu Yunanistan basınında yerlerini almış gözüküyor. Bizi asıl ilgilendiren konu ise Yunanistan’ın gizli silahlarından biri diyebileceğimiz Rouvas için 2017 çalışmalarınn başladığı dedikodusu. Bazı fanlar gelecek olan bu Sakis albümünün Eurovision için hazırlanmış olan bir albüm olduğuna hatta Eurovision şarkılarının da bu albümde olacağına dair teoriler üretmeye başlamış bile.
 (Şarkının linki: https://www.youtube.com/watch?v=CRLP9bc3EAw)
Yarı finale çıkamamış olmanın verdiği baskının altında kalan delegasyon, 2017 yılı için daha ciddi bir proje hazırlıyor gibi görünüyor. Kulislerde dolaşan bir diğer isim ise 2005 yılında Kiev’den zaferle dönen fakat son bir kaç yılda Melodifestivalen’de beklediği ilgiyi göremeyen Helena Paparizou. Paparizou’nun kendi instagram hesabından paylaştığı zaferinin onuncu yılı kutladığı fotoğrafı da bu dedikoduları güçlendiriyor gibi gözüküyor. Paparizou’ya böyle bir teklif giderse tekrar katılmak ister mi bilemiyorum. Her ne kadar Melodifestivalen’de aktif olması bu yarışmanın bir parçası olmaya tekrar hevesli olduğunu gösterse de elinde tuttuğu bir birincilik ödülü var. Gelebilecek başarısız bir sonuçla bu birinciliğin ışıltısı kariyer anlamında gölgelenebilir. Daha önce çok iyi başarılar almış olmasına rağmen ikinci, üçüncü katılımlarında bunu gölgeleyen insanlar olduğunu gördük. Buna verebileceğimiz en yakın örnek Ira Lasco iken en bilindik örnekler Chiara, Dana International ve Charlotte Perelli’dir.
(Helena’nın fotoğrafı: https://www.instagram.com/p/BFqpJRpOJbn/?taken-by=helenapaparizouofficial)
 “Tarih insanlara yaşadıklarından ders almayı öğretir. Benim şarkım geçmişteki acıların hatırlanıp, unutulmaması ve tekrarlanmaması mesajını taşıyor.” Bu sözler 2016 yılında Eurovision’un zafer bayrağını göğüsleyen Jamala’ya ait. Dilerim ki Yunanistan da tıpkı Jamala’nın dediği gibi, yaşadığı acı tecrübeden ve son yıllardaki düşüş gösteren ivmesinden bir ders çıkarır ve 2017 yılında özlediğimiz Yunan performansları ile karşımıza çıkar.
BURAK KOYTAŞ

Reklamlar

Fikrinizi Lütfen Bizimle Paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s