TALİHSİZ SERÜVENLER DİZİSİNE TALİHSİZ BİR BAŞLANGIÇ

10711121_826413310744855_6470112361055882570_n

 

Harun Barlas Gürsoy yazdı..

 


 

Merhaba Eurovision severler,

Yazıya böyle bir cümleyle başlamak pek içime sinmedi gerçi ama bir anlık düşününce aklıma farklı bir şey de gelmedi. Bu seferlik böyle olsun, ne diyelim.

Şimdi işin aslı şu. Genel yayın yönetmenimiz Tayfun -itiraf ediyorum bu kısmı Önder’in yazısından çaldım- blog ekibini canlandırıyoruz, hatta yeni arkadaşlar da katılıyor aramıza sen de elini taşın altına koyar mısın diyince biz de görev kutsaldır diyerek tamam dedik. Dedik demesine de, e şimdi bize yazacak konu lazım değil mi ama? “Anadolu’dan Eurovision manzaraları yazsan güzel olur aslında” önerisine layık yazılar yazabileceğimden emin olmadığımdan dolayı sizlere farklı bir şey sunmak zorunda kaldım. Talihsiz Serüvenler Dizisi’ni.

2002’den beri Eurovision Şarkı Yarışması’nı takip ediyorum desem de, 2002’deki yarışmadan tek hatırladığım şey kırmızı bir elbise (?) ve puanlama sırasında kardeşimin ettiği tek bir cümle: “Yine sonlardayız.”

Eurovision’u izlediğim yıllardan beri artık kulübümüzün forumu Onikipuan’da yazan arkadaşlarımın da -viral reklam: ortam çok güzel siz de gelin foruma- kabul ettiği bir gerçek var: Eurovision şarkıları konusunda tam bir zevksizlik abidesiyim. Tabi ben bu gerçeği kabullenmektense, bunu bir talihsizlik olarak nitelendiriyorum. Evet, favorilerimin çoğu finale dahi çıkamamış olabilir. ama farklı bir açıdan bakınca, aslında güzel şarkılar yahu. İşte bu serinin konusu da, kıyıda köşede kalmış bu şarkıları hatırlatmak. Aslında ne güzel şarkılardı dedirtmek. Başka bir gözden bakınca, bir nevi Çin işkencesi.

Ancak en azından bu yazıda Tayfun’un istediğini yapacağım, sizlere Eurovision’un sıkı takipçisi olduğumu duyan arkadaşlarımın verdiği tepkilerden bahsedeceğim. Hepsini değil, sadece bir kaç tanesini.

Bu gözler “O kadın niye bağırıyor öyle” diyeni de gördü, bir süre sonra benimle birlikte kendini kaptırıp şarkılara puan verenleri de. Ama biri var ki, kesinlikle listemin zirvesine oturuyor.

Sene ikibindokuz, gençlik yıllarım. Ankara’da üniversitede okuyorum. Oda arkadaşlarım da hafiften Eurovision’a maruz kalmış kişiler. Ben de o aralar bir heves bir heves, bildiğin röportaj falan yapıyorum Eurovision temsilcileriyle. Harıl harıl çeviri yaptığımı gören arkadaşım ne çeviriyorsun diye sorduğunda kendisine Yohanna ile yaptığım röportajı çevirdiğimi söyledim. Eh, kızın güzelliğini de görünce benden bir istekte bulundu. En fazla ne isteyebilir ki diye düşünürken hayal sınırlarımı zorlamam gerektiği aklıma gelmemişti, zira arkadaşım benden Yohanna’nın rujunu istiyordu ve bu konuda oldukça ciddi görünüyordu. O anda yaşam döngüm hata verdiğinden dolayı şuan için nasıl bir tepki verdiğimi hatırlayamıyorum. Mantıklı bir cevap verebilmişimdir umarım.

Çevremdekilerin Eurovision temsilcileriyle ilişkileri çok da iyi değildi. Onlar için Merija Serifovic Erkek Fatma, Verka Serduchka ise Uzaylı Zekiye’ydi. Lordi için yaratık, Wig Wam için de rujlu adamlar tanımlamaları uygun görülmüştü.

Bir süre boyunca Eurovision akşamları, uzun zamandır haber alamadığım arkadaşlarımdan mesaj aldığım akşamlar oldu. Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmadığımız için artık o da kalmadı. Ben de fırsat bu fırsat diyip “Hala Eurovision’u takip ediyor musun” sorularını “İzliyorum işte ya” diyerek geçiştiriyorum.

O kadın niye bağırıyor öyle konusuna gelince, arkadaşıma o gün söyleyemedim ama o bağıran ne yazık ki kadın değil Azerbaycan’ın ilk Eurovision temsilcisiydi. Kim derdi ki Azerbaycan Eurovision macerasına çığlık çığlığa bir şarkıyla başlayacak diye.

Fazla uzatmak istemiyorum yazıyı, belki sizler de şahit olmuşsunuzdur Eurovision ile alakasız bir kişiyle Eurovision hakkında konuşmanın nasıl bir şey olduğuna. Olmadıysanız da şunu bilin yeterli, hiç de kolay bir iş değil kesinlikle.

Bir sonraki yazımda sizlere, favorim olma şerefine nail olmuş hangi şarkıyı hatırlatsam diye düşünmeye başladım bile. O zaman en kısa zamanda yine OGAE Türkiye blogumuzda görüşmek üzere diyelim.

Türkvizyon 2014 Türkiye Temsilcisi Funda

2014 yılında yapılacak olan 2. Türkvizyon şarkı yarışmasında Türkiye’yi kim temsil edecek, Türkiye adına hangi şarkıcı yarışacak belli oldu…

106

Tataristan’ın başkenti Kazan’da düzenlenecek 2. Türkvizyon Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi Funda temsil edecek.

İnci Razaki, Ender Çabuker, Sema Eryiğit Emek, Duygu Özkan, Füsun Alkan, Muammer Ketenci, Ayşe Gönen ve Levent Dörter’den oluşan jüri Türkiye ön elemesini geçen adayların yanı sıra profesyonel olarak müzik icra eden adayları da değerlendirdi ve oy birliğiyle Türkiye’yi Funda’nın temsil etmesine karar verdi.

1988 doğumlu Funda, 2009`da Reyting adli grubun bayan solistliğini yapmisti. Daha sonra, ilk solo çalışması Moda’yı 2011 yılında müzikseverlerin beğenisine sunan Funda KILIC , en son klibi Deli Et Beni ile buyuk begeni  toplamisti . Belcika`da yasayan bir turk kizi olan Funda , Turkce,İngilizce ve Felemenkçe şarkı söyleyebiliyor. Şarkı Türkvizyon’un kurallarına göre Türkçe olacak.

imagesCA1KHTK9

1988 doğumlu Funda, ilk solo çalışması “Moda”yı 2011 yılında müzikseverlerin beğenisine sunmuştu.

Türkiye’yi geçen sene grup Manevra temsil etmişti. Manevra finale yükselmeyi başarmış ancak finalde 6. olmuşlardı.

Haber: Melisa Erbil

 

Bonnie Tyler İstanbul’a geliyor

50bd408a9c8bd223_636x350

‘Total Eclipse of the Heart’ adlı parçasıyla tüm dünyada bir numara olan Galler’in efsane sanatçısı Bonnie Tyler, kendine özgü büyüleyici sesi ve muhteşem sahne performansı ile dünya turnesi kapsamında İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu’na konuk oluyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarını sürdüren Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), evrensel bir dil olan müziğin dünyaca tanınmış isimlerini İstanbullularla buluşturmaya devam ediyor. Galler’in efsane sanatçılarından biri olan Bonnie Tyler, ‘Rocks and Honey’ albümünün dünya turnesi kapsamında geleceği CRR’de yepyeni şarkıları ile dinleyicilere eşsiz bir müzik ziyafeti sunacak.

Galler’in en özel seslerinden biri olan Bonnie Tyler, 27 Ekim Pazartesi günü 20.00’de CRR’de hayranları ile bir araya gelecek. ‘Faster Than the Speed of Night’ albümü ile İngiltere albümler listelerine bir numaradan giren ilk İngiliz kadın şarkıcı olarak Guinness rekorunu elinde bulunduran Tyler, kalplere dokunan buğulu sesi ve seçkin repertuvarı ile müzikseverleri kendine hayran bırakacak.

‘It’s a Heartache’, ‘Lost in France ‘ ve ‘Total Eclipse of the Heart’ gibi dünyada hit olmuş unutulmaz şarkıların sahibi Bonnie Tyler’in yarım asrı geçen müzik hayatının birikimlerini sergileyeceği konserde, İstanbullular tadına doyulmaz bir gece yaşayacak.

44 yıllık müzik kariyeri

Müzik hayatına 1970 yılında bir yetenek yarışmasına katılarak başlayan Bonnie Tyler, 1976 yılında yayınlanan ‘Lost in France’ adlı şarkısının satışlarda ilk ona girmesi ile büyük başarı kazandı. İlk albümü ‘The World Starts Tonight’ı 1977’de çıkaran Tyler, aynı yıl ses tellerinden cerrahi bir müdahale geçirdi. Kariyerinin sona erdiğini düşünen sanatçı, ameliyat sonrasında yayımladığı ‘It’s a Heartache’ şarkısı ile Amerika’da satış listelerinde ilk üçe girerek Avrupa ülkelerinde de ün kazandı.

Galler’in efsane sanatçısı, ‘The Natural Force’, ‘Diamond Cut’ ve ‘Goodbye to the Island’ albümleriyle uluslararası bir şarkıcı kimliği kazanmaya devam etti. 1983 yılında çıkardığı ‘Faster Than the Speed of Night’ adlı albümdeki Jim Steinman’in yazdığı efsane şarkı ‘Total Eclipse of the Heart’ ile Bonnie Tyler, tüm dünyada 1 numaralı kadın şarkıcılarından biri haline geldi. Ajda Pekkan’dan dinlediğimiz ‘O Benim Dünyam’ şarkısının orijinal versiyonu olan ‘Holding Out for a Hero’yu seslendiren sanatçı, çıkardığı albümlerle birçok ülkede platin plak satışlarını geride bıraktı. Uluslararası ödüllere layık görülen sanatçı, Fransızca söylediği şarkıları ve yaptığı düetlerle dünyada ününe ün kattı. Yardım amaçlı birçok projede de yer alan Tyler, 2013 yılında Malmö’de yapılan Eurovision şarkı yarışmasında ülkesini temsil etti.

 

Eldar’dan Yeni Şarkı, Tonight

timthumb

2011 yılında partneri Nigar Cemal ile birlikte Düsseldorf’ta düzenlenen 56. Eurovision Şarkı Yarışmasını kazanarak hepimizi gururlandıran Eldar Kasımov, yeni single’ı Tonight’ı yayınladı.

Sözlerini Eldar’ın yazdığı şarkıyı Emin Karim beste haline getirdi.

Eldar 2012 yılında Bakü’de düzenlenen 57. Eurovision Şarkı Yarışmasını da Leyla Aliyeva ve Nargiz Birk-Petersen ile birlikte sunmuştu.

Eurovision 2015’e kaç ülke katılıyor?

Aylardır herkesin aklındaki soru ‘2015’de Eurovision’a kaç ülke katılacak?’ oldu. Yavaş yavaş bu sorunun cevabı netlik kazanıyor.

AP4_5613

Mayıs ayında 37 yarışmacı kazanmak için mücadele ederken, 38 ülkenin yayıncı kuruluşları Viyana 2015’e katılacaklarını açıklamışlardı. Fakat bu son rakam olmayabilir. Çünkü bir ülkenin katılma durumu henüz netleşmedi.

Yunanistan Katılıyor mu?

Hükümet, devlet televizyonu ERT’yi 2013 yılında kapattığından beri Eurovision fanlarının merak ettiği konulardan biri Yunanistan’ın katılıp katılmayacağıydı. Bu sene Yunan yayıncı kuruluşu NERiT, EBU’dan aldığı özel bir izinle yarışmaya katılabilmişti.

Fakat önümüzdeki sene hiçbir ülkeye böyle bir ayrıcalık tanınmayacak. Yani Yunanistan’ın Viyana’ya gitmesi NERiT’in Ocak ayındaki yarı-final yerleştirmelerine kadar EBU üyeliğini tamamlayabilmesine bağlı.

Bugün’e kadar 38 ülke katılımını onayladı, bir ülke karar aşamasında ve umut ederiz Yunanistan’da katılacak. Kesin olan tek şey, önümüzdeki bir kaç ayın hareketli geçeceği.

( Jarmo Siim – eurovision.tv )

O değil de bizim bir Celine Dion vardı ? …

parisikiDOUZE POINTS
Önder Selek Fransa’dan yazıyor

 

 


 

Genel Yayın Yönetmenim Tayfun, (kaderde kendisine böyle hitap etmek de varmış) “Ogae Turkiye’nin blog sayfasını acıyoruz seni de Fransa muhabiri olarak işe alıyorum, artık Fransa’da örovizyon ile ilgili bütün haberler senden sorulacak” dediğinde, kendisine ; “yahu bilmiyor musun adamlar ulusal final bile yapmıyorlar çıksa çıksa bir haber çıkar o da seçilen şarkı olur. Hem sürekli ne yazılabilir ki bu manasız yarışma hakkında” demiştim.

Fakat geçen hafta blogda yayınlanan ilk yazımdan sonra gelen olumlu tepkilerden sebep, hemen ikinci yazı için mesaj yolu ile taciz edilmeye başlandım. Ben de madem arkadaşlar beğenmis diyerek, bir fincan Darjeeling çayı ve enfes speculos kurabiyeleri eşliğinde oturdum bilgisayarın başına. Hoş böyle dediğime bakmayın aslında bildiğiniz yataktan yazıyorum.

Ne diyorduk ? Örovizyon ve Fransa… Aşkları çoktan bitmiş ama evlilikleri uzun zamandır devam eden bir çift gibiler adeta. O yüzdendir ki şu anda yarışmaya, Fransız fanlar dışında pek rağbet gösteren yok. Yarışmayı 5 kere kazanmış ama en son birincilik 37 sene önce.

Hal böyle olunca ilgi de azalıyor tabi. Hatta fan olmayan Fransızlarla leziz sohbetlere girmenize sebep olabiliyor bu kaybolan ilgi;

- Fransa’nın örovizyon chansonlarından beğendikleriniz var mı?

- Ah Oui! Poupée de cire poupée de son !

- ??!! Öyle mi ?

- Bien sur ! Bir de bizim Celine Dion vardı, şarkısının ismini hatırlayamadım ama ?

- Ne partez pas sans moi ?

- Ah oui ! O da güzeldi !

Tabi bu şarkılardan biri Luksemburg, diğeri ise Isviçre’yi temsil etmiş olmasına rağmen, frankofoninin vermiş olduğu birleştirici ruhla onlar da Fransız sayılıyorlar. Zaten neredeyse bütün Luksemburg birincileri (France Gall, Jean- Claude Pascale, Anne Marie David ve Corrine Hermes) Fransız.

Hatta size bir örovizyon partisinde manik depresif ruhlu Fransiz fanlardan birinin bana gelip, bir adım daha ileri giderek,”2003’te Everyway That I Can’in Galleon miksi sayesinde kazandınız, Galleon da Fransız, yani aslında bu da bir Fransiz zaferi” dediğini söylesem şaşırırsınız.

“Eh her yerin kendine ait bir Osman Kural’ı var demek ki” demiştim içimden. Biraz daha sohbet edip 58 yarismayı da Fransa’nın kazandğını iddia etmesine fırsat vermeden olay mahalinden uzaklaştım.

Aslında kolay da değil hani. Örovizyon tarihinin en acıklı sonucuna sahip bu millet. Manga 2010’da ikinci olduğunda puan farkı açıldıkça sevindiğimizi hatırlarım. Sonra Belçikalı ekibin iki puanlık farka rağmen basın toplantısında Sertab’ı tebrik etmeye gelmeleri.

Butun bunlar bir yana aynı puanı alıp ikinci olmak bu yarışma tarihinde sadece Fransa’nın başına geldi ne yazik ki. Üstelik “Biz Avrupa’lıyız Arap asıllı şarkıları ve o tınıları sevmeyiz” olgusunu ispat etmeye calışan ve Cezayir asıllı Emina’nın muhteşem şarkısına sıfırı basan şuursuz Türk jurisi yüzünden. Ayrıca yarışmanın bugünkü güncellenen kurallarına göre, Fransa’nın birinci ilan edilmesi gerektiğini de eklemek gerek.

1991 yarışmasının Fransız fanlar için ne kadar acı verici olduğunu tahmin edersiniz sanırım. Hatta geçen partide bununla ilgili yapılan bir skecin videosunu bizzat çekip youtube’a koymuştum. Sahnede fangad av en stormvind’i söyleyen bir fan, diğer biri tarafından boğazlanıyor ! Ve tam o sırada kolonlardan Amina’nın sesi duyuluyor ; « c’est la dernière qui a parlé, qui a raison » (en son kim konuştuysa o haklıdır !)

Uzun lafın kısası, Fransa’da örovizyon dendiğinde iş, “Bizim bir Celine Dion vardı” seviyesine inmiş durumda. Yıllarin kadrolu çiş molaları Avusturya ve Hollanda’nın kaliteli işlerle geçtiğimiz sene ilk iki sırayı almaları, Fransız fanlar icin umut verici bir gelişme olsa da hala çok büyük bir hareketlilik yok.

Bu durumda büyük beşlerden biri olan Fransa’nın fitilini, 37 seneden sonra tekrar ateşleyecek birileri aranıyor ! Kim olabilir peki diye sorduğunuzda ise gelebilecek olası cevap şu oluyor bu durumda ;

- O değil de bizim bir Celine Dion vardı ? …

Alexander Rybak Eurovision’a Geri Dönüyor

2009 yılında Norveç adına yarışıp Fairytale isimli şarkısıyla rekorları alt üst eden 387 puanla birinci olan Alexander Rybak, Belarus’un 2015 Eurovision elemelerinde yeni bir kız grubu ile yer alacak.

10421642_10154761043100644_7144830735388297669_n

Rybak adaylarla beraber çekildiği bu fotoğrafı Facebook sayfası üzerinden paylaştı.

Halk müziği türünde bir parça ile katılmak zorunda olan kızlar eğer elemeyi geçerlerse, Alexander Rybak tarafından yazılmış özel bir parça ile Belarus’un ulusal elemesi olan EuroFest’e katılacaklar.

Belarus’un başkenti Minsk’te doğan Alexander Rybak dört yaşındayken ailesi ile birlikte Norveç’e taşınmış. Görünen o ki Rybak 2009’da elde ettiği destansı başarıdan doğduğu ülkenin de nasiplenmesini istiyor.